İndirim, kampanya ve duyurulardan haberdar olmak için e-bültene abone olun.
“E-Bülten’e üye ol” düğmesine tıklayarak kişisel verilerin korunması kapsamında aydınlatma metnini kabul etmiş olursunuz.

Waffle makinasıyla yapılmış koşu ayakkabısı tabanı, Air Jordan, Nike Shox ve niceleri… Daha kurulduğu ilk günden beri inovasyon Nike kültürünün tam merkezinde yer alan bir kavram. Artık Nike bu yenilikçi ve teknolojik yaklaşımını ürün performansı geliştirmenin de dışında kullanıyor.
Nike, Reuse-A-Shoe (Ayakkabıyı yeniden kullan) projesiyle çevreye olan duyarlılığını bir kez daha gösteriyor. Başlarda üretim operasyonlarındaki artık hammaddeleri değerlendirmek için yaratılmış olan bu proje artık global bir kullanılmış ayakkabı dönüşüm projesi haline gelmiş durumda. Ayakkabının hammaddelerini kullanarak koşu pisti, basketbol sahası, sentetik futbol sahası gibi spor alanları yaratan Nike gelecekte bu teknolojiyi kullanarak yeni Nike ürünleri yapabilmeyi hedefliyor. Böylece cam, teneke, kağıt gibi spor ayakkabılarda dönüşümlü bir ürün haline gelecek ve ham kauçuk gibi doğaya zararlı hammaddeler Nike tarafından daha az kullanılır hale gelebilecek.
Nike bu yenilikçi yaklaşımı geliştirerek büyütüyor ve tüm dünyaya yaymaya çalışıyor. Şu an için Amerika Birleşik Devletleri, Batı Avrupa, Avusturalya ve Yeni Zelanda’da 300’den fazla kullanılmış ayakkabı toplama noktası oluşturulmuş durumda. Geçtiğimiz Ağustos ayında Nike’ın küçük kardeşi Converse’de bu harekete katkıda bulunarak Converse mağazalarında ‘eski ayakkabı toplama birimlerine‘ yer vereceğini açıkladı. Tüm bu noktalarda toplanan kullanılmış ayakkabı sayısı bu yazının yazıldığı sırada 25 Milyon çift’in biraz üzerinde.
Peki bir spor zemini yaratmak için kaç tane kullanılmış ayakkabıya ihtiyaç var? İşte size her zemin için ihtiyaç duyulan ayakkabı sayıları:
Nike bu uygulamaları dünyanın önde gelen zemin döşeme firmalarıyla yaptığı ortaklıkla hayata geçiriyor. Sahaların %40’ınde kullanılmış ayakkabılar, %70’inde ise farklı materyaller kullanılarak kusursuz bir zemin elde ediliyor. Üstelik bu yolla elde edilen zeminler normalinden çok daha dayanıklı ayrıca esnek bir yapıya sahip olduğu için sporcunun vücudunda oluşabilecek yorgunluğu ve sakatlanma riskini minimuma indiriyor. Açık alanlarda gerçekleştirilen uygulamalarda zeminin tutuşu o kadar başarılı tasarlanmış ki yağmur altında bile kaymak imkansız.