İndirim, kampanya ve duyurulardan haberdar olmak için e-bültene abone olun.
“E-Bülten’e üye ol” düğmesine tıklayarak kişisel verilerin korunması kapsamında aydınlatma metnini kabul etmiş olursunuz.

Günlük yaşantımızda son zamanlarda daha çok duymaya başladığımız alkali beslenmesi günden güne daha çok ön plana çıkıyor. Hal böyle olunca sizlerle alkali beslenme ile ilgili detaylı bilgileri paylaşmak istiyoruz. Bu yazıdan sonra vücudunuzun en sağlıklı şekilde çalışması için alkali beslenmesini hayatınızdan çıkarmayacağınıza eminiz.
Sağlıklı Beslenme ve Fitness Uzmanı İlker Çağlayan beluga mercimekli salata tarifi verirken alkali beslenme hakkında püf noktaları paylaşıyor. Alkali beslenmesi ve kaynağı olan besinleri öğrenmek isterseniz mutlaka izleyin.
Beluga mercimeği salatası
Önceden suda beklettiğiniz beluga mercimeğini yaklaşık 15 dakika haşlayın. Ardından süzüp soğuması için bekleyin. Büyük bir kapta diğer tüm malzemeler ile iyice karıştırın.
Beslenme Ve Diyet Uzmanımız İlker Çağlayan‘ın önerilerini ve yeşil sebze suyu tarifini ve Detoks ile Kilo Vermek Sağlıklı Mı? konusunda tüyolarını öğrenmen isteyebilirsiniz.
Su içerisinde çözülebilen bazların adıdır. Bir bazın alkali olarak adlandırılması için pH derecesi 7’nin üstüne olması gerekir. Tam alkali (baz) olma durumu ise en yüksek nokta olan 14 pH seviyesinde gerçekleşir. En kısa şekilde açıklamak gerekirse pH değeri 7 – 14 arası olan bazlar alkali olarak adlandırılır.

Vücudumuz her zaman dengeli olarak çalışmalıdır. Her organın farklı görevi vardır. Bu yüzden sadece belirli besinler ile ayakta tutamayız. Tükettiğimiz besinlerin sindirilebilmesi için vücudumuzun asite ihtiyacı vardır. Her gün bir kutu kola içelim asiti tavan yapalım demiyoruz ancak günlük tükettiğimiz besinlerin içindeki asit oranına da dikkat etmemiz gerekiyor. Asitlerde su içerisinde çözülebilen bazlardır. Eğer bir baz 0 pH içeriyorsa bu tamamen asidik olduğuna işarettir. Asit değeri pH olarak hesaplandığında asidik özelliği taşıyan bazlar 0 ile 7 pH arasındadır. Vücutta mide bölgesi 3.5 pH asit değerine sahiptir. Bu nedenle mide fonksiyonlarının sağlıklı devam edebilmesi için yeterli pH değerinin sağlanması gerekir. Bir farklı bilgi olarak idrarda da yenilen gıdalarla ilişkili olarak pH değeri değişikliği görülebilir. Bu sayede vücut kan sıvısının pH değerini dengeye getirir.
Vücudun sağlıklı kalabilmesi için kan pH seviyesinin kısmen alkali (bazik) olan 7.365 değerinde olmalıdır. Enerji sağlamak amacı ile yiyecekleri tüketildiğinde sindirim ve metabolik süreçler gıdaları asidik ya da alkali olan bir tür küle çevirir. Asidik veya bazik olması yiyeceğin organik bileşenlerine değil, inorganik bileşenlerine (kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum, sülfür, fosfor gibi bileşenlerin vücutta nasıl parçalandığına) bağlıdır. Vücudumuza aldığımız gıdaların, bünyemizin ihtiyacı olan enerjiye dönüşmesi ile fiziksel oksidasyon olur. Oksidasyon sürecide asidik kalıntıların bünyemizde kalmasına sebep olmaktadır.
Alkali ve asidik besinlerin arasındaki temel farkı kısaca açıklayacak olursak;
Asidik besinler sindirim sırasında içeride asit atık yükü bırakanlardır. Besin içerisinde, fosfor, sülfür, kükürt, krom, çinko minaralleri bulunuyorsa asidik olarak tanımlayabiliriz.
Alkali besinler ise sindirimi sistemini zorlayamayan ve yormayan besinlerdir. Genellikle yapısında yüksek derecede kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum minerallerini içerir. Antioksidan özelliği taşıyan besinleri de alkalik besinler listesine ekleyebiliriz.
Temel farklarına bakıldığı zaman asidik besinlerin olabildiği kadar az kullanımı vücut sağlığı açısından önemli bir rol oynuyor. Ancak hiç asidik bir besin tüketmemelisiniz demiyoruz. Daha önce de belirttiğimiz gibi vücudumuzun sindiririm sisteminde midenin pH değerinin korunması gerekiyor. Bu sebeple asidik – alkalik orantısını kurarak vücudumuzun sağlıklı çalışmasını dengede tutmak istiyorsak %20 asidik ve %80 alkalik beslenmemiz bizim için yeterli oranlardır.

Alkali değerleri üzerine yapılan araştırmalara göre, vücutta mutluluk hormonu salgılanmasının sonucunda alınan veriler ile alkali değerlerinin yüksek seviyede olmasa da kısmi miktarda değiştiği görülüyor.
Alkali değerinin yükselmesine yardımcı olan en belirgin fiziksel etkinlikler derin nefes almak, egzersiz yapmak, dinlenmek ve meditasyon yapmaktır. Duygusal anlamda neşe, minnettarlık, gülmek, affetmek ve olumlu düşünmek gibi gerçekleşen eylemler ise yine alkali değerinin vücutta yükselmesine veya dengede kalmasına yardımcı oluyor.
Öte yandan vücutta istenmeyen asit değerinin alkali’ye göre yükselme sebepleri de tam tersidir. Hareketsizlik, öfke, egzersiz yapmamak ise stres hormonuna etki eder buda vücuttaki asit oranının yükselmesinde rol oynar.
Yeterli bilgi cebimizde! Artık hangi besinleri tüketeceğimizi öğrenme vakti!
Brokoli, lahana, Brüksel lahanası, karnabahar gibi turpgiller ailesine mensup tüm sebzeler içlerinde yüksek derecede alkali barındırırlar ve beslenmede önemli yere sahiptirler. Bu besinlerden tam anlamıyla verim alabilmenizi sağlayacak bilgiye hazır mısınız? Turpgiller ailesinden olan besinlerin çiğ ya da hafif buharda az pişirilmiş şekilde tüketilmesi, çok pişirilmiş şekilde tüketilmesinden daha faydalıdır. Çiğ tüketemem diyenler için önerimiz olabildiği kadar bu besinlerin orta derece pişirilmesidir.
Kök sebzeler olmazsa olmazlardandır. Barındırdıkların yüksek alkalik değerlerin dışında vücutta tokluk hissi yarattığı için zayıflamanızda da yardımcı olacaktır. Kök sebzeler arasında beslenmeniz için öne çıkan sebzeler beyaz, siyah ya da kırmızı turp, havuç, pancar, şalgam, sarı şalgam, patates ve bayır turpudur. Bu sebzelerinde hafif buharda pişirilmesi uygun olandır.
Sadece alkali beslenmesinin değil genel anlamda beslenmenin en önemli kaynaklarından biridir. Zayıflamak için uyguladığınız diyetlerin vazgeçilmezleri arasındadır. İçerisinde bulundurduğu mineral, ve vitaminlerin yanı sıra antioksidan deposudur. Sindirim sisteminin en güvenilir yardımcısıdır.
Değerleri açısından yine önerilen besinler arasında yer alan kırmızı biber aynı zamanda hormonlarla ilgili olarak işlevlerin sağlıklı şekilde yürümesini sağlayan enzimlere sahiptir. A vitamini kaynağı olarak ön plana çıkan kırmızı biber antibakteriyel özelliklere ile hastalıklara karşı vücudun direncini arttırmada önemli rol oynar.
Şaşırtıcı derecede özelliklere sahip olan limon vücut bünyesinde sindirilmeden önce asidik bir meyvedir. Vücutta sindirilmesiyle beraber alkali değeri kazanır. Yüksek alkalik değerlere sahip olan limonun asidik özellikleri ise vücutta yaraların daha hızlı iyileşmesi ve virüslere karşı dezenfektan etkisi gösterir. Aynı zamanda karaciğer sağlığı açısından önemli bir meyvedir.
Dünden bugüne sarımsağın faydalarını herkes bilir. Sarımsak alkali özellikler göstermesinin yanı sıra faydalı birçok özelliğe sahiptir. Kalp ve damar sağlığı açısından önemli bir besindir. Bağışıklık sisteminin desteklenmesine de yardımcı olmaktadır.

Birçok meyve içerisinde yüksek seviyede alkali bulundurur. Vücudun asit-baz dengesinin korunmasına yardımcı olan meyveler aynı zamanda beslenmede de önemli rollere sahiptirler. Bu meyvelerden öne çıkanlar;

Alkali barındıran besinler genellikle sebze meyve gibi doğal besinler olarak bilinse de yüksek protein değerlerine sahip besinlerde içerisinde bulundurabiliyor. Bunlardan birkaçı ise;
Baharatsız yapamam diyenlerin ilacı burada! Yüksek ya da orta seviye alkali içeren baharatlar ise;
Günlük hayatta aslında farkında olmadığımız halde sofralarımızda bulunan birçok değeri yüksek besinler ise;